Çarşamba, Şubat 29, 2012

Tyl





Hedonist bütün hedeleri göz ardı ediyorum, yüz üstü kalmayı göze alırcasına. 
Boşlukları sıvıyor, sıvaları dolduruyor; romantiklik olsun diye de gülleri solduruyor, kurutuyorum.. 
Parmak uçlarım daha da yükselecek olan ateşimin temsilcisi.. 
Ruhani sicilim kabarık sana olan aşkımdan, meşkimden mütevellit. 
Soğuk almışım evin camından. 
Kimyasal almamakta direnip, zencefille meselemi çözmeye çabalıyorum. 
Çabaladıkça bocalıyorum.
Çünkü sen burada yoksun. 
Çünkü çük kadar bir mikrop girdi bu bünyeye, piç etti gitti hiç yere.. 
Tylol Hot'a küskünüm, Tyler Durden'a kızgın. 
Üşümekten yorgun düştüm.
Dinlenmek üzere tüylü, sıcak kovuğuma yollanıyorum. 
Bizim için para kazanan o patileri gururla öperekten...





Cuma, Şubat 24, 2012

İn



Tesadüflere inananlar bana inanmaz.
 Nedenlerim var, sorulmaz..



!fşaat



Sanatımı inşa, sıfatımı ifşa ettiğim dönemlerden birindeyim. Üstüme gelmeyin, her an altınızdakini çekebilir; çekilmez biri olabilirim. 



Pazartesi, Şubat 20, 2012

Adam dediğin




Adam dediğin hata yapmaz.

Yapsa da aynı hatada ısrar etmez. 

Etse bile telafi etmeye çabalar. 

Çabalamasa da öyle gibi yapar. 

Yapmasa da şefkate, özre falan boğar.

Ama asla "bilmiyorum" gibi cümleler kurmadığı gibi, özrü kabahatinden her zaman küçük olur.

Olmasa da ben öyle farz ederim en azından, sorun olmaz.



tik-tak-terk





Boğazımda düğümlenen hıçkırık oluşunda bir sapık vicdan seziyorum. 
Düğümü çözmeyen ama boğup da öldürmeyen..
Duvar saatinin tıkırtısı bile senden daha şefkatli, şu karşımda duran obje desen o da  senden daha objektif.. 
Dekoratif güvenini kıçına tak, aklını da başına monte sana zahmet. 
Zira takatlerim takıntılarımla birlik oldular, her an seni boğmaya gelebilirler iade-i ziyafetine.. 


Bilgine...







Cumartesi, Şubat 18, 2012

Gömü-lü



"Takma kafana" dedi. 
Bugün olan, yarın ölürmüş.
Yarın ölen de bugün gömü... 
Neyi takmayayım ki şimdi? Ölüyü mü, diriyi mi?



Pazar, Şubat 12, 2012

Küf kokusu



Kendi kendimi çekiştirdiğim kadar kimseleri çekiştirmedim. 
Kuru pastanın yanında yaş da küflenir ya hani, ondan olsa gerek; kendi başımla beraber senin de başını yaktım cancağızım..
Saçımı değil de, nazımı çekip durduğun için teşekkür ederim Kocadam...

Bir tanesin, ikilenmeyeceksin.





Pazartesi, Şubat 06, 2012

Çolukla çocuk, aşkla meşk oldum. Ya da mest mi desem?







İşten ayrılalı önceki gün 1, dün 2, bugün 3. Asgari mi azami mi belli değil, maaş ye ye bitmiyor. Misal, yukarıdaki yavrular 3,5 cm'lik bebeklerim. Bugün aldım. Aşağıda gördüğünüz sarışın Chopper'ım, 11 cm'lik bir mini bebek. O da mini objeler koleksiyonuma bugün katılanlardan.


Suni kahkaha makinesi bir patrondan sonra bana yolda, bakkalda, manavda, restoranda, bankada, handa, hamamda gördüğüm her patron bana melek. Her kuruş ahenk, her gürültü bir ritm, her soluk bir lütuf. Abartıyorsam Name olayım inim inim, ki o da işime gelir bu saatten sonra.. Ve yeni başladığım, dozuyla asiti kaçmış antidepresanlarımla tanışın, onlar da bugün benim olanlardan canlar cananlar:


Azıtan ne kadar semptomum, huzursuzluğum varsa bir kol bir kanat bunlar geriyor işte. Bir de Kocadam. Koca koca koskocaman bir adam.. Uzuvlarımın her köşesinde. Şu dünyada sevişmekten daha güzel birşey varsa o da sevmek. Sevebilmek ve sevilmek.. Ama ille de sevmek, ille de sevmek.




...




Pazar, Şubat 05, 2012

Menkıbe'nin M'si




Hedef kütlem de dahil, tüm hedeflerim yön değiştirmiş durumda. İşten ayrıldım, onun dayanılmaz hafifliği ile lezizliğindeyim. Buralar çokzel, uzun bir süre gitmeyeceğim. Koordinatları veriyorum: Kocadam'ın yanı - yanağı başı, anne dizinin hemen üstü, huzurun magmasına 0 km, huzursuzluk veren tüm canlılara 3467546785609 km uzaklıkta.. Siz Türkler nasıl diyour Monşer, "fevkaladenin fevkinde"...


Hadin, cümleten afiyetle..









Çarşamba, Şubat 01, 2012

Kardan hayvan



6 buçuktan beri yollardayım. Ajansa gelme süresi 3 saat. Gitme süresi: İşkenceden hallice, kırk bilinmeyenli hede.

Ve "Kocadam"ı Ankara'ya gönderiyorlar. Sen de eğitim, ben diyim görev, eller desin gezme.. Ke(n)dimi aya gönderseler bu kadar üzülebilirdim. Kaşarlı poğaçam çöpte; zehir mi yedim, yemek mi yedim belli değil. Tek belirsiz o da değil; bu adam nasıl gidecek sağ ve de salim? Bolu yakınlarıydı sanırım haberlerde gördüm dün, köprüler viyadükler büyük hasar almış. Kazaların önü, arkası, sağı, solu kesilmiyor. Bolu, Ankara,  Marmara falan tipi yüzünden berbat halde. İşverenler çalışanlarına öğleden sonra kar izni veriyor ama o gidiyor. Gözyaşlarıma hakim olamadım, yargılarıma olamadığım gibi.. Ellerimi ısıtıyorum şimdi. Yalnız ısınmayı da bilmeli insan ne de olsa. Bir de metanetli olmayı..