Çarşamba, Eylül 01, 2010

Yalancı sütlaç




Ağır ağır yolu seyredalmış 2 katlı bir otobüsün 2. katından aynı yöne bakıyor 2 erkek 1 kadın.
Hayata aynı koordinatlardan bağlı beyin loplarıyla.
Uzakta ince uzun bir yapıda 2. kez kavuşuyor gözler. Ve fitili ateşleniyor bir başka konu başlığının.
 Ellerim sırtındayken tek düşündüğüm her zamankinden daha çok sevinişim, otobüsün ağır seyir hali için. Kanamaktan, kanatmaktan uzak, sembol ve sempati zengini ilgi alanları, kapıya kıstırılmış ama onarılmış değer yargılarıyla zevkin doruklarındayız yanak kıvrımlarımız ele veriyor bizi.
Hiçbir dobra duruş sendeki kadar yakışmadı üzerimize. Sendeki kadar şefkat içermedi. Senden önce soğuk, bencil, zihnin dişli fatura kesicisi bir ibneydi.
Bu sayfada hatırlayabildiğim en yakın mutluluk bir travma sonrası içilen mantar çorbası eşliğinde yalancı bir bahara aitti. Öznesi gizli. Belki de sözde özne. Onu bile bilemedim. Öylesine uzak.
Yalancı bahar? İnan o daha da uzak. Bugece bir tek yalancı bildim. O da sütlaç tadını onun onda biri kalori ile emrime veren, bol tarçınlı, tatlandırıcılı yulaf gevreğidir. Adı da yalancı sütlaçtır. Naneli sakız sonrası içilen suya soğuk dedirten, kendini buz zanneden naneden daha samimidir.

Güzel muhabbetli bir gecede, soğuk tüketiniz.




2 yorum:

outsideoforbit dedi ki...

sabahın beşinde bir sütlaca kin güttüm..

D!mple Rock dedi ki...

gütmemelisin. bademcik hassasiyeti olan, buzlu su içemeyecekler için nane, sütlaçtan uzak durması gereken sütlaç severler için de yalancı sütlaç bir devrimdir.