Pazartesi, Eylül 15, 2008

smurf-ed.

Uzun zamandır çuvala girmiş çıkmış günlerde bloğun başına oturup oturup kalkan Dimple, bu sabah karga afiyetteyken yazmak için bloğa oturdu. Şaşılacak şey. Geceden kalma, hafif bulantılıyım. Dün ve önceki gün Regina Spektor ablamın Come on bartender won't u b more tender give 2 shots of whiskey and a beer chaser nakaratından etkilenmiş olmalıyım ki, pek yaptığım şey değildir normalde bara oturdum. Taburesi tahmin ettiğimin aksine popoyu hiç tahriş etmedi hem de. Arka planda 80'lerden en vurucu şeçmeler, ben diyim Aerosmith üşenme sen de benimle söyle Bon Jovi, Msg.. Ön planda ne mi var? 45 dk kadar sonrasında bi adet çilekli karpuzlu Jackie. Kıvamı daha güzel tarif edilemezdi heralde. Yalnız barda bi sorun var! Ufak bi gerginlik. Atışmacayı uzaktan izliyoruz. Ama buzlar Shivaree'nin Good night moon'u esnasında çözülüyor. Sağ 2 yanımdaki yağız delikanlı 1 tekila shot bi 50lik deviriyor. Tekilaya yumulan insanların yüzlerinde o tatlı-acı kıvamı seyretmeyi seviyorum. Buyrun yanımda için ben izliyim.. 2 elma vodka ardından yola seriliyoruz. Çizgi romanların kapaklarına 2 mıncık, sonra da börek ayran olayına el atıyoruz. Ve ben yine önümdekini bitiremiyorum. Hergün alkol alsam kesinlikle harika kilo vereceğim yani hiç şüphe yok. Vee sonra da elektroniğe buyurduk. İçimden sevgi taşıyor falan böyle. Jackie'ye elinde kocaman kalp ile sokakta sevgi dağıtan hatunu anlatıyorum bi klipteki. Sonra bi sarılmaca almaz mısınız diye üzerinde kartla gezen adamı. Onlarında benim gibi dolup dolup taştıkları için mi bunu yaptıklarını. Sokakta öyle sebepsiz bir kucaklama yapılsa birsürü insan, kocamaan bi sevgi festivali.. Kaaç tane deli manyak sapık dadanır da bok eder o şevkati. Elleşmeye çalışmaz ki, kaç tanesi. Ve bu düşüncelerle yeryüzüne müthiş bi hızla iniş yapıyorum. Evet Dimple diyorum kendi kendime. Öyle bi dünya yok. Polyanna'nın devam filmlerine sarma yine..
Üzerine 2 elmalı, 1 kivili vodka daha yapıyorum. Jackie yavaştan gidiyor.. Yalnız devriliyor gibi birşeyim yani. Anlatıyorum, yaş 12 Dimple'dan giriyorum, Street Fighter da bi aduuuket çekiyorum, ordan sene 2007 buhranlı reklam senoryosu, logosu kasışlarının yan etkilerinden çıkıyorum. Muhabbetin başlarında niyet ettimse de derdimi anlatmaya, başarılı olamıyorum. Nette gece yarıları Jackie'ye anlatacak çok şeyim var bazen. Ama o an anlatılabilir yani. Üstüne zaman serptiğin zaman bütün samimiyeti, bütün can alıcı kısmı yok oluveriyor. Yok yok, Jack! Kesin bizim eve yakın bir yere taşınmalı. İhtiyaç molası sonrası aynaya bakıyorum bar tuvaletinde. Sanki daha güzelim. Güzelliğim kafamdan ama bana sorsanız haberim yok. Kendime poz falan veriyorum. Saçlarımı mıncıklıyorum böylee. Çok hoş muhabbetlerim vardır benim bar tuvaletlerinde kendi kendime, ne felsefeler yaptığım, normalde sorup da cevap bulamadıklarımı orda kafamda kıpraşan bi ampül edasıyla buluveririm. Ama duş esnasındaki ve yatağa girince de kendini gösteren vicdan sorgu sualleri, olup biteni kavrama olayı kadar can alıcı değil bu hadise tabiki. 2 madalyanın 2 tarafı önlü arkalı al işte sana. 4 yüz eder, tek kalp..

İyiki diyorum şarkılar hareketli. Ya o an glory box, Msg-Anytime, Aerosmith-Crazy fln çalıyor olsaydı. Dimple'ı toplayabilene Dimple'dan hediye var.. Gözlerim doluyor ama içerden. Dışarıya süzmemek için müthiş bir mücadele, konuyu değiştirme çabaları, ıkınmalar.. Sokağa adım attığımda coşku tam gaz devam ediyor, dolmuşa bindiğimde olacaklardan bihaberim. Oysaki 4356767987 kez falan yaşamışım.. Dimple'ın aynı bok yemesi yine. Dolmuşa bindim, hayatımın hatası. Direkt taksi yapmalıydım.. Oturdum yerime. Yanımdaki insanlar halimi anlamasın diye müthiş bi savaş içindeyim. Kendi kendime küfürler savuruyorum içimden, en acımasızlarından.. Yok yok bugece kesin tövbe, bidaha böyle içmeyeceğim fln diorum. Ayılınca birkaç gün sonra hadi içmeye gidelim diyeceğimi unutarak. Terliyorum. Plakaları okumaya çalışıyorum. Çok zor ama şuur neyse yerindeymiş, hadi kızım devam et diyorum, birşeylere odaklan, gözleri açık tut, eve az var, hadi dayan. Hadi dayan. Yanımdaki 2 genç durumu fark ediyor, duruşumdan. Bakıyorlar. Hayatımın en pis bakışını fırlatıyorum gözlerinin içine. Muhabbetlerine geri koyulmak üzere toparlanıyorlar. İnerken dikkat ediyorum dengem yerinde. Yürüyorum baya iyi. Ama şuur bulanık. Ve müthiş bi tahammülsüzlük. Sadece yatmak, uyumak isteği.. Onun da mümkün olmayacağını bile bile. O an bütün çevreme söyleyesim var ki, "Dipsomani yolda. Alkolizm uzak ama. Olsun beni ondan uzak tutun. Elime cips verin oturtun!" Çünkü bazen ipleri yere seriyorum ben.. Dolmuştan sonra bir taksi.. Amcamın teki direksiyonu sallıyor acaip, ya da benim başımın dönüp durmasından. Anlatacakları var bindiğim gibi merhaba demeden başlıyor anlatmaya. Anahtar ifadeler var cümleyi siz kurun. Bir kız, geçen gün, babası arıyor bunu, karakol, hayat, indi.. Ne anlatıyordu hiç bilmiyorum. Ya evet oluo bazen öyle şeyler dediğimi hatırlıyorum inerken ne demekse... Merdivende sürünüyorum resmen, hal derman -200. Ateşim başımda +200. Guzi'ye çaktırmamak için olanca çabamla normal davranmaya çalışıyorum, sorgu sual olayından sıyrılmak için. Makyajımı bile temizleyemedim, karnım aç birşey yiyemedim. Su içsem kusucam sanki. Pantolonu nasıl fırlattım bilmiyorum, geceliği üstüme çekip piuuuuu doğru yatağa. Saçlarıma bile tahammülüm yok. Camı açıyorum hava gelsin diye ama rahatlayamıyorum.. Telefonu kapadım. Dudağımda da hala uçuk kaçık haller. Uçuk geçmedi gitti.. Sinirler tepede o halde ben sızmışım. 2 saat sonra uyandım. Bir daha daldım. Sonra tekrar uyandım. Mutfağa gidebilecek halim varken fırsatı kaçırmadaaaan suya yumuldum. Ama ne susamışım. Höff. Fena! Saat 5. Uyku geri gelmiyor. Kalkıp hazır sebze çorbası yaptım. Bloğa şimdi yazarken de o yavrucak soğudu, sevimsiz birşey oldu. =/


P.s : Dün gece şirinleri gördüm, bana iyi davranın..


Pazar, Eylül 07, 2008

niye?!


Şuurumu kaybedince paniklemiyorum da, çantamı kaybedince bu paniğim niye?!