Salı, Nisan 15, 2008

doğaçlama eşya aşkı.



Düşünen bir çift eşyayız. Kırıyor, kırılıyoruz. Boy boy, renk renk, çeşit çeşit kalite malzemeden yapma, tahtlardan bozma.. Bir çift düğme üzerimize uzandığında verdiği o tiz sesi bilir, duyarız. Çizilsek de çaktırmayız. Kırılanları hatırlarız yakın çevre büfelerden, komidinlerden, sehpalardan.. Obsesif sahiplerin vurduğu duvardan yere çarpanları hatırlarız öyle zamanlarda. Sırf şükretmek için. Abartır kaderci bile oluruz zaman zaman. Çaresizlikten, ne olduğunu kavrayamamaktan.. İşte senden, benden.. Doğaçlamayı da severiz. Doğaçlama söyleriz şarkıları bazen, doğaçlama oynarız ona buna rolleri, doğaçlama öperiz birbirimizi. Çiçek sevmeyen kızlardan olduğumuzu söyleriz. Çaktırmadan birgün birinin almasını umarız, unuturuz tepkimizden çekinip onun yerine başka şeyler alanların bunu neden yaptıklarını. Yine de bekleriz. Hep "-iz" ile bitti sözcüklerim şimdi. Arkamda benzer şeyler yaşamışların varlığına olan inancımdandı bu. Biraz da kalbinize inmek, "acaba ben de .." dedirtmek içindi. Amaç tekti. Mutlu olmak. Ama şimdi değil. Şu aralar sadece doyum, yetinmeyi bilmenin erdemi.. Aza kanaat etmeyenin hazin sonundan uzak oluş arzusu.

Söz bitti.
Gidiyorum olgusu..

3 yorum:

çaykaçığı dedi ki...

gitmek olgusu... hımmm :)

D!mple Peach Rock dedi ki...

ıı hımm.

sertan dedi ki...

söz bitti diye düşündükçe ve anlatacak hikayelerin oldukça.bazen salakça ama genelde içtenlikle.yeri geldiğinde kendine ve yeri geldiğinde asıl olan kendine,bitmek bilmeyen tık'lamalarla,sonu gelmeyen sayfalarla ve bardakları dolduran alkolle....

gitmek olmaz,

ve hep sona konan üç küçük noktayla yada bir yanlız virgülle...(,)