Pazar, Şubat 10, 2008

çürük elmanın tek yarısı şimdi burda.

Ben fotoğraftaki siyah - beyaz kadar belgeselci, o kadar gerçeğim. İçim, dışım bir saydam bi zardan yapıldım, bu yüzdendir belki olup biteni göremeyen hassas, kanayan gözlerim.
Güneşte eriyen bir buzsun sen. Her kısa tatilimizden dönüş yolunda başlar, boğazım - bademciklerim yanmaya. Ateşim başıma vurur, dozundan fazla alışımdan seni.
Güneş görünce erirsin sen, en fazla 10 metre ötedeki muma yaklaşabilirsin. Florasana, suni ışık ve yalıtımlara. Eriyişinden, nevrotikliğinden beni sorumlu tutarsın. İncilerim döküldüğünde, bir zayıf halkayı avuçlamışçasına gülümsersin. Konuşmazsın sen, dokunmak yeter bilirsin. Aslında onu da beceremezsin, bir dokunur, bin kereler itersin. Birgün öptüğünü, öbür gün tekmelersin. Romantiksin, keser, dikersin, yırtar, parçalarsın. Kırmazsın. Anlayışlısın. Çıkarına uygun herşeyi anlarsın. İleri görüşlü bir miyopsun. Gördüğün iki örnekle, tüm dünyaya hükmedersin kendi dünyanda. Kaş almak istersin kendince, yöntemin cımbız değil, matkaptır. Nasıl, neden olduğunun önemi yoktur. Kaşı o da alır, göz çıkmış, surat dağılmış, umrun mudur. Sen iyi birşey yapmışsındır. Haritanda, dünya yoktur. İşaretli, %80i yasaklı bölgelerin, gizli bölmelerin vardır. Ayağına çarpan taşı, heyelan altında kalmış gibi bilirsin. Enkaz altından çıkanları anlamazsın. Çakıl taşıdır o tonlarca taş senin için. Senin başından geçmemiştir çünkü. Empati diye bir sözcük yoktur lugatında. Lugatından bi gr fazla sözcüğü almazsın içine. Hayat hayat, aşk aşktır sana. Sorumluluk, vaadler, sözler, uyum, anlayış karşı tarafta mutlak olması gereken, sana gerekmeyen şeylerdir kendince. Kalbin küçük, ellerin - ağzın küfretmek ve hükmetmek için bümbüyüktür. Tüm dünya batalıktır, tek temizi sensindir içinde. Paranoyaların ürediği yersin aslen ama bunu söyleyeni paranoyak bilirsin sen. Görmediğin virüsler, pislikler için yalan yemin bile edebilirsin üstelik. İşine gelen tek örnek, dünyayı önüne serdiğim gerçeklikten daha elzemdir. Umrunda olmaz. Köpekten korkarsın, yakınından geçmezsin. Seninle aynı hayat görüşünde, aynı cinsel tercihte, aynı kulvarlarda olmayanlardan kaçarsın. Olay yerinde sarı çizginin arkasında, seyircilerle aynı bölümdesin. Korumak, kollamak için tek bildiğin yasaklardır. Birşeyler yapmaya gelince trilyon bahanenden, birini atıverirsin, kendi boğulduğun denizine. O da gerçek olmadığından, çırpındıkça daha dibe gidersin. İşte öyle bi ahlak polisisin. Tv, sokak, barlar, insanlığın ulaştığı her alan pisliktir. Herkes erekt halde gezmektedir, sen asla (?) bunlardan değilsindir, hatunlar kendilerine gelmelidirler, Yolda tecavüze uğrayan kadın gecenin o saatinde orda ne arıyordur, oh olmuştur ona. İnsan sevgisini bilmezsin sen, herşeyi, her koşulda sevmeyi.. Koşulludur senin sevgin. Her lafına tamam diyecek bi ahmak için gece hastaneye ziyarete gidersin. Kız arkadaşın hastanete düşse, yolda geberse, depresyonun dibine vursa götünde olmaz. Kavgalarınızı o anda hatırlayabilcek kadar acaip bi zihnin vardır. Kinin su aldıkça şişen bi sünger, sevgin en ufak hareketle uçuşacak - dağılacak bir toz yığını gibidir. Sana kırgın, kızgınım. Ama daha çok acıyorum. Yardımcı olmak isteyen ellerime vuruşunu hiç unutmayacağım. Şimdi değil belki ama birgün ne için, neyi bitirdiğini anlayacaksın. Çevreni, kız arkadaşını sorumsuzluk, anlayışızlık, hep şsteyip bişey kendinden koklatmayışınla nasıl kahrettiğini anlayacak, bunu yapıp kendini, onları üzdüğün gibi bir de tüm bunlar için büyük pişmalık duyacaksın. O kısır döngüde çürüyeceksin. Beni anladığını, sorunun sen olduğunu söylüyordun ya, o an bile ne kadar büyük oluğunu idrak edememiştin eminim. Bir gün, gerçekten bir gün bitaplıktan kıvranırken, anlayacaksın tüm bunları. İlk empatini o gün yapmış olacaksın belki de. Mutlu olman dileğiyle.. Herşeye rağmen lezzetli bir çok anı 2 dolu yıl hatta biraz daha bile fazlası. (Ikınarak nemsiz gözler, güzel paylaşımları 2 elimdeki parmaklara kadar çıkarabiliyorum hatırladığım..) O söylediklerini aş kendin için. Biz diye bişey kalmadı artık ne de olsa. Özünde ne kadar tatlı biri olduğunu biliyorum ben. Ama yayın cızırtılı ve o ses pek az uğruyor zihnine. Frekasını sağlam tutarsan, herşey senin için mükemmel olabilir. Hediyelerimi parçalama, yere saçılıp parçaları, ayaklarını kesebilir, o ses sinirlerini daha da bozabilir. Sırf seni düşündüğümden yani...

Bitti.

Cuma, Şubat 08, 2008

cat.


Kafamda fikirden, hayalden, yeşil saçlı bebekten, saçtan fazlası var.
Çıkamıyorlar pek dışarı, ket vurup, geriye itildiklerinden dolayı..
Ağzına, burnuna yandığımın zaman aşımı,
Anılarla hayallerin kavgası..